TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası

Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası – İzmir Ceza Avukatı
Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası – İzmir Ceza Avukatı

TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası Avukatı

Çocuk düşürtme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesinde düzenlenen ve gebeliğin hukuka aykırı şekilde sona erdirilmesini belirli koşullar altında cezalandıran bir suçtur. Konunun yalnızca ceza hukuku bakımından değil; tıp hukuku, hasta hakları, aydınlatılmış rıza ve sağlık personelinin mesleki yetkileri bakımından da değerlendirilmesi gerekir.

Her gebelik sonlandırma işlemi çocuk düşürtme suçu oluşturmaz. Türk hukukunda belirli şartlar altında gebeliğin sona erdirilmesi hukuka uygundur. Buna karşılık kadının geçerli rızasının bulunmaması, gebeliğin kanunda belirlenen sürenin üzerinde olması, tıbbi zorunluluğun bulunmaması veya işlemin yetkili olmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi TCK m.99 kapsamında ceza sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Bu nedenle çocuk düşürtme suçuna ilişkin bir soruşturmada yalnızca “gebelik sona erdirildi mi?” sorusuna cevap verilmesi yeterli değildir. Kadının rızası, gebeliğin kaç haftalık olduğu, tıbbi bir zorunluluk bulunup bulunmadığı, müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkisi, işlemin yapıldığı sağlık kuruluşu ve müdahalenin kadın üzerinde meydana getirdiği sonuçlar ayrı ayrı incelenmelidir.

Av. İdil Su Kahraman tarafından yürütülen ceza hukuku çalışmalarında soruşturma ve kovuşturma süreçleri dosyanın somut koşullarına göre değerlendirilirken; tıbbi müdahalelerin hukuki boyutunu ilgilendiren uyuşmazlıklarda sağlık ve tıp hukuku yönünden de bütüncül bir inceleme yapılması önem taşımaktadır.

Çocuk Düşürtme Suçu Nedir?

TCK m.99 anlamında çocuk düşürtme, gebe kadının gebeliğinin başka bir kişinin müdahalesiyle kanunun izin verdiği sınırların dışında sona erdirilmesini ifade eder.

Buradaki önemli noktalardan biri, TCK m.99’daki çocuk düşürtme suçu ile TCK m.100’deki çocuk düşürme suçunun birbirinden farklı olmasıdır.

TCK m.99 esas olarak gebeliği sona erdiren üçüncü kişinin ceza sorumluluğunu düzenler. TCK m.100 ise gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının kendi çocuğunu isteyerek düşürmesine ilişkin ayrı bir suç tipidir.

Dolayısıyla bir olay değerlendirilirken öncelikle gebeliğin kim tarafından ve ne şekilde sona erdirildiği tespit edilmelidir.

Bir hekim, sağlık personeli veya başka bir kişinin müdahalesi söz konusuysa TCK m.99 gündeme gelebilir. Kadının kendi davranışıyla gebeliği sona erdirmesi durumunda ise koşulları varsa TCK m.100 ayrıca değerlendirilir.

TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçunun Cezası Nedir?

TCK m.99 tek bir fiili ve tek bir cezayı düzenlememektedir. Maddenin farklı fıkralarında rıza, gebelik süresi, tıbbi zorunluluk, müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkisi ve meydana gelen sonuçlara göre farklı yaptırımlar öngörülmüştür.

Bu nedenle “çocuk düşürtme suçunun cezası kaç yıldır?” sorusuna bütün olaylar için geçerli tek bir cevap vermek mümkün değildir.

Temel ayrımlar şu şekildedir:

  • kadının rızası olmadan gebeliğin sona erdirilmesi,
  • kadının rızası bulunmasına rağmen on haftadan fazla gebeliğin tıbbi zorunluluk olmadan sona erdirilmesi,
  • işlem nedeniyle kadının beden veya ruh sağlığının zarar görmesi,
  • işlem sonucunda kadının hayatını kaybetmesi,
  • işlemin yetkili olmayan kişi tarafından gerçekleştirilmesi,
  • kadının mağduru olduğu bir suç sonucunda meydana gelen gebeliğin sona erdirilmesi.

Her durum TCK m.99’un farklı bir fıkrası kapsamında değerlendirilir.

Kadının Rızası Olmadan Çocuk Düşürtme – TCK 99/1

TCK m.99/1’e göre, rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Bu düzenlemede gebeliğin on haftayı geçip geçmediğine ilişkin bir şart bulunmamaktadır.

Dolayısıyla gebelik henüz erken dönemde olsa dahi kadının hukuken geçerli rızası bulunmadan gebeliğin sona erdirilmesi TCK m.99/1 kapsamında ceza sorumluluğuna yol açabilir.

Burada rızanın gerçekten mevcut olup olmadığı önemli bir inceleme konusudur.

Rızanın;

  • müdahaleden önce verilmiş olması,
  • özgür iradeye dayanması,
  • kişinin neye rıza gösterdiğini bilmesi,
  • cebir veya tehditle elde edilmemiş olması

gerekir.

Bir tıbbi müdahaleye ilişkin form üzerinde imza bulunması her durumda tek başına geçerli rıza bulunduğunu göstermeyebilir. Rıza ile aydınlatma süreci birlikte değerlendirilebilir.

Tıbbi müdahalelerde rıza ve hastanın bilgilendirilmesi konusunda hasta hakları kapsamında ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.

On Haftadan Fazla Gebeliğin Rıza ile Sona Erdirilmesi – TCK 99/2

Kadının rızasının bulunması her durumda gebeliğin sona erdirilmesini hukuka uygun hâle getirmez.

TCK m.99/2’ye göre tıbbi zorunluluk bulunmadığı hâlde, rızaya dayalı olsa bile gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Aynı durumda çocuğunun düşürtülmesine rıza gösteren kadın hakkında da bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmedilebilir.

Dolayısıyla Türk hukukunda gebelik süresi, çocuk düşürtme suçunun değerlendirilmesinde temel kriterlerden biridir.

Ancak on haftalık sınırın üzerinde bulunan bütün gebeliklerin sona erdirilmesinin otomatik olarak suç olduğu düşünülmemelidir. Tıbbi zorunlulukların bulunduğu hâller ayrıca düzenlenmiştir.

Kürtaj Her Durumda Suç mudur?

Hayır.

Kürtaj veya hukuki ifadeyle gebeliğin sona erdirilmesi, kanunun belirlediği koşullar içerisinde gerçekleştirildiğinde suç oluşturmaz.

2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5. maddesine göre gebeliğin onuncu haftası doluncaya kadar, gebe kişinin sağlığı açısından tıbbi sakınca bulunmadığı takdirde kanunda öngörülen şartlarla gebeliğin sona erdirilmesi mümkündür.

Bu nedenle TCK m.99 ile 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza soruşturmasında yapılması gereken yalnızca işlemin gerçekleştirildiğini tespit etmek değildir. Müdahalenin hukuka uygun bir gebelik sonlandırma işlemi olup olmadığı da belirlenmelidir.

On Haftadan Fazla Gebelik Hangi Durumlarda Sona Erdirilebilir?

2827 sayılı Kanun, on haftayı aşan gebelikler için de bazı özel durumlar öngörmektedir.

Gebelik süresi on haftadan fazla olduğunda, gebeliğin;

  • gebe kişinin hayatını tehdit ettiği veya edeceği,
  • doğacak çocuk bakımından ağır sağlık sorunlarına yol açacağı

belirli tıbbi koşullarda uzman hekimlerin objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporlarıyla değerlendirilerek gebeliğin sona erdirilmesi mümkün olabilir.

Ayrıca derhal müdahale edilmediği takdirde kişinin hayatını veya hayati organlarından birini tehdit eden acil durumlarda da özel hükümler uygulanır.

Bu nedenle on haftayı aşan bir gebeliğin sona erdirildiği dosyada yalnızca gebelik haftasına bakılarak suç oluştuğu sonucuna varılması doğru değildir.

Dosyada;

  • tıbbi zorunluluğun bulunup bulunmadığı,
  • uzman hekim raporları,
  • hastanın sağlık durumu,
  • müdahalenin gerekçesi,
  • işlemin hangi sağlık kuruluşunda yapıldığı

incelenmelidir.

Gebelik Haftası Nasıl Belirlenir?

TCK m.99 bakımından gebeliğin on haftadan fazla olup olmadığı bazı dosyalarda suçun hukuki niteliğini doğrudan değiştirebilir.

Bu nedenle gebelik haftasının tespiti son derece önemlidir.

Değerlendirmede;

  • ultrasonografi kayıtları,
  • kadın hastalıkları ve doğum muayene kayıtları,
  • önceki hastane başvuruları,
  • laboratuvar sonuçları,
  • gebelik takip kayıtları,
  • müdahale tarihindeki sağlık belgeleri

kullanılabilir.

Soruşturma sırasında gebelik haftasının yalnızca tarafların beyanlarına göre belirlenmesi yerine mevcut tıbbi kayıtların bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle gebeliğin on haftalık sınıra çok yakın olduğu olaylarda tıbbi kayıtların tarihleri ve gebelik yaşı hesaplamaları önem kazanabilir.

Kadının Beden veya Ruh Sağlığının Zarar Görmesi

TCK m.99, çocuk düşürtme fiili sonucunda kadının ayrıca zarar görmesini daha ağır yaptırımlara bağlamıştır.

Kadının rızası olmadan gerçekleştirilen çocuk düşürtme fiili sonucunda kadının beden veya ruh sağlığında zarar meydana gelirse TCK m.99/3 kapsamında altı yıldan on iki yıla kadar hapis cezası gündeme gelebilir.

Fiilin kadının ölümüne neden olması hâlinde ise ceza on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis olarak düzenlenmiştir.

Burada önemli husus, meydana gelen sağlık zararı veya ölüm ile gebeliği sona erdiren müdahale arasındaki nedensellik ilişkisidir.

Her sağlık sorununun doğrudan müdahaleden kaynaklandığı kabul edilemez. Olayın tıbbi yönünün uzman incelemesiyle değerlendirilmesi gerekebilir.

Rızalı Ancak Hukuka Aykırı Müdahalede Zarar veya Ölüm

TCK m.99/4 ise maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, yani kadının rızasının bulunduğu ancak on haftadan fazla gebeliğin tıbbi zorunluluk olmaksızın sona erdirildiği durumlarda meydana gelen ağır sonuçları düzenlemektedir.

Bu fiil kadının beden veya ruh sağlığı bakımından zarar görmesine neden olursa üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Kadının hayatını kaybetmesi durumunda ise dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası gündeme gelebilir.

Bu tür dosyalarda ceza hukuku ile tıp hukuku iç içe geçer.

İşlemin tıbbi standartlara uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, komplikasyon gelişip gelişmediği ve ortaya çıkan sonucun müdahaleyle nedensellik bağı taşıyıp taşımadığı ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.

Tıbbi müdahale sonucunda sağlık zararı oluştuğu iddialarında tıbbi malpraktis davaları kapsamında ayrıca hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Yetkisiz Kişi Tarafından Çocuk Düşürtme – TCK 99/5

TCK m.99 bakımından yalnızca rıza ve gebelik süresi değil, müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkili olup olmadığı da önemlidir.

Kanuna göre gebelik süresi on haftayı doldurmamış olsa ve kadın müdahaleye rıza göstermiş bulunsa dahi işlemin yetkili olmayan bir kişi tarafından gerçekleştirilmesi suçtur.

Bu durumda iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Ayrıca TCK m.99’un diğer fıkralarında düzenlenen fiillerin yetkisiz kişi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde ilgili fıkralara göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır.

Bu düzenlemenin temelinde kişinin sağlık ve yaşam hakkının korunması bulunmaktadır.

Gebelik sonlandırılması tıbbi bir müdahaledir ve bu müdahalenin mevzuatın öngördüğü sağlık personeli ve sağlık kuruluşları tarafından gerçekleştirilmesi gerekir.

İlaç Kullanılarak Gebeliğin Sona Erdirilmesi TCK 99 Kapsamına Girer mi?

Çocuk düşürtme suçunun oluşabilmesi için mutlaka cerrahi bir kürtaj işlemi yapılması gerektiği söylenemez.

Gebeliğin ilaç veya farklı bir yöntem kullanılarak sona erdirildiği olaylarda da fiilin kim tarafından gerçekleştirildiği, ilacın kim tarafından temin edildiği, nasıl kullanıldığı, kişinin kastı ve gebelik üzerindeki sonucu değerlendirilir.

Özellikle başka bir kişinin gebeliği sona erdirmek amacıyla ilaç vermesi veya kullanmasını sağlaması hâlinde olayın koşullarına göre TCK m.99 gündeme gelebilir.

Buna karşılık gebe kişinin kendi gebeliğini isteyerek sona erdirmesi durumunda koşulları bulunuyorsa TCK m.100 kapsamında çocuk düşürme suçu değerlendirilir.

Bu nedenle ilaçla gerçekleşen olaylarda kimin hangi davranışta bulunduğunun ayrıntılı biçimde belirlenmesi gerekir.

TCK 99 ile TCK 100 Arasındaki Fark Nedir?

Çocuk düşürtme ile çocuk düşürme ifadeleri günlük kullanımda birbirinin yerine kullanılabilse de Türk Ceza Kanunu bakımından farklı suç tiplerini ifade eder.

TCK m.99 çocuk düşürtme suçunda gebeliği sona erdiren üçüncü kişinin sorumluluğu esas alınır.

TCK m.100 çocuk düşürme suçunda ise gebelik süresi on haftadan fazla olan gebe kişinin kendi gebeliğini isteyerek sona erdirmesi düzenlenmektedir.

TCK m.100 kapsamında kanun bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörmektedir.

Dolayısıyla soruşturma dosyasında failin kim olduğu doğru belirlenmeden suç vasfının sağlıklı şekilde tayin edilmesi mümkün değildir.

Suç Sonucu Oluşan Gebeliğin Sona Erdirilmesi – TCK 99/6

TCK m.99’un en önemli özel düzenlemelerinden biri altıncı fıkrada bulunmaktadır.

Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, belirli şartlarla gebeliğin sona erdirilmesini gerçekleştiren kişiye ceza verilmez.

Bunun için;

  • gebelik süresinin yirmi haftadan fazla olmaması,
  • kadının rızasının bulunması,
  • gebeliğin uzman hekimler tarafından sona erdirilmesi,
  • işlemin hastane ortamında gerçekleştirilmesi

gerekir.

Bu düzenleme özellikle cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı gibi suçların sonucunda meydana gelen gebeliklerde önem taşır.

Ancak TCK m.99/6’daki şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Yalnızca gebeliğin bir suç sonucu meydana geldiğinin ileri sürülmesi, diğer kanuni koşulları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Cinsel Saldırı Sonucu Gebelikte 20 Haftalık Süre

TCK m.99/6 kapsamında kanun, suç sonucu oluşan gebelikler bakımından genel on haftalık sınırdan farklı olarak yirmi haftalık özel bir düzenleme getirmiştir.

Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için gebeliğin kadının mağduru olduğu suç sonucunda ortaya çıkmış olması gerekir.

Ayrıca gebeliğin sona erdirilmesinin hastane ortamında uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmesi zorunludur.

Bu tür olaylar hem cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin ceza soruşturmasını hem de tıbbi müdahalenin hukuki koşullarını ilgilendirdiğinden dosyanın farklı hukuk alanları açısından birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.

Evli Kadının Gebeliğinin Sona Erdirilmesinde Eş Rızası

2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un izin hükümleri, gebeliğin sona erdirilmesinde rıza konusunu ayrıca düzenlemektedir.

Kanunun öngördüğü bazı durumlarda evli kişiler açısından eşin rızasına ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Ancak ceza hukuku bakımından somut olay değerlendirilirken TCK m.99’daki suç unsurları ile 2827 sayılı Kanun’daki tıbbi müdahale koşullarının birbirinden ayrılarak incelenmesi gerekir.

Ayrıca acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda kanunda izin şartlarına ilişkin özel istisnalar bulunmaktadır.

Bu nedenle “eş rızası yoksa her kürtaj suçtur” veya “kadının rızası varsa başka hiçbir koşul aranmaz” biçimindeki genellemeler hukuken doğru değildir.

Küçüklerde Gebeliğin Sona Erdirilmesi ve Rıza

Gebe kişinin çocuk olması durumunda rıza ve izin konusu daha hassas hâle gelir.

2827 sayılı Kanun’da küçükler bakımından küçüğün rızası yanında velinin iznine ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Bununla birlikte gebeliğin cinsel istismar veya başka bir suç sonucunda meydana gelmiş olma ihtimali de ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle küçük yaştaki gebeliklerde sağlık kuruluşlarının ve adli makamların yükümlülükleri, çocuğun korunması ve olası suçun soruşturulması gibi birçok hukuki konu birlikte gündeme gelebilir.

Bu nedenle çocukların söz konusu olduğu gebelik sonlandırma olaylarında yalnızca TCK m.99 değil, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve çocuk koruma mevzuatı da dikkate alınmalıdır.

Çocuk Düşürtme Suçu Kasten mi İşlenir?

TCK m.99’da düzenlenen çocuk düşürtme suçunun oluşabilmesi için failin gebeliğin sona erdirilmesine yönelik iradesinin değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin gebe bir kişiye yönelik başka bir saldırı sonucunda gebeliğin istemeden sona ermesi ile doğrudan gebeliği sona erdirme amacıyla gerçekleştirilen tıbbi veya başka bir müdahale aynı hukuki kapsamda değildir.

Gebe kadına karşı gerçekleştirilen yaralama fiili sonucunda gebeliğin sonlanması hâlinde farklı TCK hükümleri gündeme gelebilir.

Bu nedenle failin amacı ve olayın gerçekleşme biçimi önemlidir.

Çocuk Düşürtme Suçuna Teşebbüs Mümkün müdür?

Gebeliği sona erdirmeye yönelik icra hareketlerine başlanmış ancak failin iradesi dışındaki bir nedenle gebelik sona ermemişse teşebbüs hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

Örneğin gebeliği sona erdirmek amacıyla müdahaleye başlanmasına rağmen işlemin tamamlanamaması veya kullanılan yöntemin gebeliği sona erdirmemesi somut olayın özelliklerine göre teşebbüs kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak bunun için failin suç işleme kastı ile icra hareketlerine başlamış olması gerekir.

Hazırlık hareketleri ile suçun icrasına başlama arasındaki ayrım her olayda ayrıca yapılmalıdır.

Azmettiren veya Yardım Eden Kişi Sorumlu Olur mu?

Çocuk düşürtme suçunda yalnızca müdahaleyi doğrudan gerçekleştiren kişinin davranışı değil, suça iştirak eden diğer kişilerin sorumluluğu da gündeme gelebilir.

Başka bir kişiyi suçu işlemeye yönlendiren kişi bakımından azmettirme, suçun işlenmesini kolaylaştıran veya maddi yardım sağlayan kişi bakımından ise yardım etme hükümleri uygulanabilir.

Ancak yalnızca kişinin olaydan haberdar olması ceza sorumluluğu için yeterli değildir.

Kişinin suçun gerçekleştirilmesine hangi iradeyle ve ne ölçüde katkıda bulunduğu somut deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu Şikâyete Bağlı mıdır?

Çocuk düşürtme suçunun soruşturulması için mağdurun şikâyette bulunmasını zorunlu kılan özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle TCK m.99 kapsamındaki fiiller kural olarak Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturulur.

Suç şüphesinin savcılık tarafından öğrenilmesi hâlinde mağdurun ayrıca şikâyetçi olması gerekmeksizin soruşturma yürütülebilir.

Aynı nedenle şikâyetten vazgeçilmesi de soruşturmanın veya açılmış kamu davasının her durumda sona ermesi sonucunu doğurmaz.

Çocuk Düşürtme Suçunda Uzlaştırma Uygulanır mı?

TCK m.99 kapsamındaki çocuk düşürtme suçu uzlaştırmaya tabi suçlar kapsamında değildir.

Bu nedenle tarafların kendi aralarında anlaşmaları tek başına ceza soruşturmasının sona ermesini sağlamaz.

Bununla birlikte mağdurun beyanı ve olayın gerçekleşme biçimine ilişkin diğer deliller soruşturmanın esasının değerlendirilmesi açısından önemini korur.

Çocuk Düşürtme Suçunda Hangi Deliller Önemlidir?

TCK m.99 soruşturmaları çoğunlukla tıbbi belgelerle ceza muhakemesi delillerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Dosyada önem taşıyabilecek başlıca belgeler şunlardır:

  • ultrason görüntüleri ve raporları,
  • gebelik takip kayıtları,
  • muayene kayıtları,
  • hastane ve klinik kayıtları,
  • reçeteler,
  • kullanılan ilaçlara ilişkin belgeler,
  • müdahale ve operasyon kayıtları,
  • aydınlatılmış onam ve rıza belgeleri,
  • uzman hekim raporları,
  • adli muayene raporları,
  • tanık anlatımları,
  • telefon ve mesaj kayıtları,
  • ödeme ve fatura belgeleri,
  • kamera görüntüleri.

Dosyanın niteliğine göre Adli Tıp Kurumu veya ilgili tıbbi uzmanlık alanlarından bilirkişi görüşü alınması da gerekebilir.

Aydınlatılmış Onamın Önemi

Gebeliğin sona erdirilmesi tıbbi müdahale niteliğinde olduğundan hastanın yapılacak işlem konusunda yeterli şekilde bilgilendirilmesi önemlidir.

Hastaya;

  • uygulanacak yöntemin niteliği,
  • olası riskler,
  • komplikasyonlar,
  • alternatif yöntemler,
  • işlem yapılmaması hâlinde ortaya çıkabilecek sonuçlar

hakkında anlaşılır bilgi verilmesi gerekir.

Ancak aydınlatılmış onam ile TCK m.99 anlamındaki ceza hukuku rızasının her durumda aynı kavram olduğu düşünülmemelidir.

Bir kişinin tıbbi müdahaleye rıza göstermiş olması, müdahalenin kanunen yasak olduğu bir durumda işlemi hukuka uygun hâle getirmeyebilir.

Örneğin tıbbi zorunluluk bulunmayan on haftadan fazla gebelikte kadının rıza göstermesi TCK m.99/2 bakımından ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Hasta rızası, tıbbi müdahale ve sağlık hizmetinden doğan haklar konusunda ayrıntılı bilgiye İzmir hasta hakları avukatı sayfasından ulaşılabilir.

Çocuk Düşürtme Suçunda Doktorun Ceza Sorumluluğu

TCK m.99 kapsamındaki bazı dosyalarda müdahaleyi gerçekleştiren kişi bir hekim olabilir.

Hekim tarafından gerçekleştirilen her gebelik sonlandırma işlemi elbette suç değildir. Önemli olan işlemin tıp mevzuatına ve gebeliğin sona erdirilmesine ilişkin kanuni koşullara uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğidir.

Değerlendirmede;

  • gebelik haftası,
  • kadının geçerli rızası,
  • tıbbi zorunluluk,
  • hekimlerin uzmanlık ve yetki durumu,
  • işlemin gerçekleştirildiği sağlık kuruluşu,
  • mevzuatta öngörülen raporların bulunup bulunmadığı

önem taşır.

Ayrıca işlem sırasında meydana gelen sağlık zararları bakımından ceza sorumluluğunun yanında tazminat ve mesleki sorumluluk da gündeme gelebilir.

Bu noktada tıbbi malpraktis ile çocuk düşürtme suçunun birbirinden ayrılması gerekir. Malpraktis çoğu zaman tıbbi standartlara aykırı kusurlu uygulamayı ifade ederken TCK m.99 belirli koşullardaki gebelik sonlandırma fiilini doğrudan suç olarak düzenlemektedir.

Çocuk Düşürtme Suçunda Görevli Mahkeme

TCK m.99 kapsamında görevli mahkeme, uygulanması istenen fıkraya ve kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre değişebilir.

Maddenin temel ve daha düşük ceza sınırı içeren bazı hâllerinde Asliye Ceza Mahkemesi görevli olabilirken, özellikle kadının sağlığının ağır şekilde zarar görmesi veya ölüm gibi daha ağır sonuçların bulunduğu ve kanuni cezanın üst sınırının arttığı durumlarda Ağır Ceza Mahkemesinin görevi gündeme gelebilir.

Bu nedenle soruşturmanın henüz başında yalnızca “TCK 99 dosyası” denilerek görevli mahkeme konusunda tek bir sonuç çıkarılması doğru değildir.

Savcılık tarafından olayın hangi fıkra kapsamında değerlendirildiği ve iddianamede hangi suçun isnat edildiği dikkate alınmalıdır.

Soruşturma Aşamasında Ne Yapılır?

Çocuk düşürtme suçuna ilişkin bir iddia Cumhuriyet Başsavcılığına ulaştığında soruşturma süreci başlar.

Savcılık;

  • sağlık kayıtlarını isteyebilir,
  • ilgili kişilerin ifadelerini alabilir,
  • sağlık personelini dinleyebilir,
  • hastane ve klinik kayıtlarını inceleyebilir,
  • dijital materyaller üzerinde inceleme yaptırabilir,
  • bilirkişi görüşü alabilir,
  • gebelik haftasının tespitini araştırabilir.

Bu aşamada soruşturmanın hangi TCK m.99 fıkrasına dayandığının anlaşılması önemlidir.

Şüpheli açısından ifade verilmeden önce dosyanın mevcut delilleri ve isnat edilen suçun unsurları değerlendirilmelidir.

Mağdur açısından ise mevcut tıbbi belgelerin korunması, olay kronolojisinin doğru şekilde ortaya konulması ve gerekli delillerin soruşturma makamına sunulması önem taşır.

Ceza soruşturmasının genel işleyişi ve müdafilik hizmetleri hakkında İzmir ceza avukatı sayfasından ayrıntılı bilgi edinilebilir.

İzmir’de TCK 99 Çocuk Düşürtme Suçu Dosyalarının Değerlendirilmesi

TCK m.99 dosyaları ceza hukuku ile tıbbi mevzuatın kesiştiği teknik dosyalardır.

Bir olayın doğru değerlendirilebilmesi için önce kronoloji oluşturulmalıdır.

Gebeliğin ne zaman tespit edildiği, müdahale tarihinde kaç haftalık olduğu, işlemin hangi sağlık kuruluşunda ve kim tarafından gerçekleştirildiği, kadının rızasının bulunup bulunmadığı ve tıbbi zorunluluk iddiasının hangi kayıtlara dayandığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Bunun ardından uygulanabilecek TCK m.99 fıkrası belirlenir.

Özellikle sağlık çalışanlarının taraf olduğu dosyalarda yalnızca ceza dosyasındaki ifadelerle yetinilmemeli; tıbbi kayıtlar ve ilgili sağlık mevzuatı da birlikte değerlendirilmelidir.

Av. İdil Su Kahraman’ın İzmir’de ceza hukuku ve tıp hukuku alanındaki çalışmaları kapsamında bu tür dosyalarda ceza hukuku ile tıbbi müdahalenin hukuki koşullarının birlikte ele alınması mümkündür.

Sık Sorulan Sorular

TCK 99 çocuk düşürtme suçu nedir?

TCK m.99, gebe kadının gebeliğinin başka bir kişi tarafından kanunda belirtilen koşullara aykırı şekilde sona erdirilmesini düzenler. Rıza, gebelik haftası, tıbbi zorunluluk ve müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkisi uygulanacak fıkrayı belirler.

Rızasız çocuk düşürtmenin cezası kaç yıldır?

Kadının rızası olmaksızın çocuğunu düşürten kişi hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

On haftadan önce kürtaj suç mudur?

Kanuni ve tıbbi şartlara uygun olarak yetkili kişiler tarafından gerçekleştirilen gebelik sonlandırma işlemi sırf yapıldığı için suç oluşturmaz. Ancak kadın rıza göstermiyorsa veya müdahaleyi yetkisiz kişi gerçekleştiriyorsa TCK m.99 gündeme gelebilir.

On haftadan sonra kürtaj her durumda suç mudur?

Hayır. Tıbbi zorunluluğun bulunduğu ve mevzuattaki koşulların sağlandığı bazı durumlarda on haftadan fazla gebeliğin sona erdirilmesi hukuka uygun olabilir.

Kadının rızası varsa TCK 99 oluşmaz mı?

Her zaman değil. Tıbbi zorunluluk bulunmadan on haftadan fazla gebeliğin sona erdirilmesine kadın rıza gösterse bile TCK m.99/2 kapsamında ceza sorumluluğu doğabilir.

Kadın da cezalandırılabilir mi?

TCK m.99/2’de düzenlenen koşullarda gebeliğin sona erdirilmesine rıza gösteren kadın hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir. Ayrıca kadının kendi gebeliğini isteyerek sona erdirmesi bakımından koşulları varsa TCK m.100 ayrıca gündeme gelebilir.

Yetkisiz kişinin kürtaj yapmasının cezası nedir?

Gebelik on haftayı doldurmamış olsa ve kadının rızası bulunsa dahi yetkisiz kişinin gebeliği sona erdirmesi hâlinde iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası söz konusu olabilir. Diğer TCK m.99 fiillerinin yetkisiz kişiler tarafından işlenmesi hâlinde ise ceza yarı oranında artırılabilir.

Tecavüz sonucu oluşan gebelik sona erdirilebilir mi?

Kadının mağduru olduğu bir suç sonucunda gebelik oluşmuşsa TCK m.99/6’daki koşullar çerçevesinde, gebelik yirmi haftadan fazla olmamak, kadının rızası bulunmak ve işlem uzman hekimler tarafından hastane ortamında gerçekleştirilmek kaydıyla gebeliği sona erdiren kişiye ceza verilmez.

Çocuk düşürtme suçu şikâyete bağlı mıdır?

Hayır. TCK m.99 kapsamında soruşturma şikâyet şartına bağlı değildir. Savcılık suç şüphesini öğrendiğinde resen soruşturma yapabilir.

Çocuk düşürtme suçunda şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü?

Suç şikâyete bağlı olmadığından şikâyetten vazgeçilmesi tek başına soruşturmayı veya kamu davasını sona erdirmez.

TCK 99 ile TCK 100 arasındaki fark nedir?

TCK m.99 esas olarak gebeliği sona erdiren üçüncü kişinin çocuk düşürtme suçunu düzenler. TCK m.100 ise gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının kendi gebeliğini isteyerek sona erdirmesini düzenler.

İlaçla gebeliğin sonlandırılması çocuk düşürtme suçu olabilir mi?

Olayın koşullarına göre olabilir. Cerrahi müdahale şart değildir. Gebeliğin sona erdirilmesi amacıyla ilaç verilmesi veya kullandırılması durumunda kimin hangi fiili gerçekleştirdiği ve diğer TCK m.99 şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılır.

Doktorun gerçekleştirdiği kürtaj TCK 99 suçu mudur?

Her gebelik sonlandırma işlemi suç değildir. Doktorun işlemi kanundaki süre, rıza, tıbbi gereklilik ve yetki koşullarına uygun gerçekleştirmesi durumunda TCK m.99 kapsamında suç oluşmaz. Her olay kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir.

TCK 99 çocuk düşürtme suçu, yalnızca gebeliğin sona erdirilmiş olmasına bakılarak değerlendirilebilecek bir suç değildir. Maddenin uygulanmasında kadının rızası, gebelik süresi, tıbbi zorunluluk, müdahaleyi gerçekleştiren kişinin yetkisi ve işlem sonucunda kadının sağlık durumunda meydana gelen değişiklikler ayrı ayrı önem taşır.

Özellikle on haftalık gebelik sınırı, çocuk düşürtme suçuyla hukuka uygun gebelik sonlandırma işlemlerinin ayrılmasında temel kriterlerden biridir. Bunun yanında suç sonucu meydana gelen gebelikler bakımından TCK m.99/6’da yirmi haftaya kadar özel bir düzenleme bulunmaktadır.

Sağlık çalışanlarının taraf olduğu dosyalarda ceza hukukunun yanında tıbbi mevzuat, hasta hakları, aydınlatılmış onam ve sağlık hizmetinin standartları da değerlendirilmelidir. Meydana gelen sağlık zararının müdahaleden kaynaklandığının ileri sürüldüğü olaylarda ceza soruşturması ile tıbbi sorumluluk ve tazminat süreçlerinin birbirinden ayrılması gerekir.

İzmir’de TCK m.99 kapsamında yürütülen bir soruşturma veya ceza davasında dosyanın yalnızca suç isnadı üzerinden değil; gebelik haftasını gösteren tıbbi belgeler, rıza kayıtları, uzman raporları, sağlık kuruluşunun kayıtları ve diğer deliller üzerinden bütün olarak incelenmesi önem taşır.

Ceza soruşturması, şüpheli veya sanık müdafiliği ve mağdur vekilliği süreçleri hakkında Av. İdil Su Kahraman – İzmir Ceza Hukuku sayfasından; tıbbi müdahaleler, hasta rızası ve sağlık hizmetinden kaynaklanan uyuşmazlıklar hakkında ise Av. İdil Su Kahraman ana sayfasından ayrıntılı bilgi alınabilir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. TCK m.99 kapsamında uygulanacak hüküm ve ceza, her olayın kendine özgü şartları, mevcut tıbbi kayıtlar ve yargılama sırasında elde edilen delillere göre değişebilir.

Kategori : Makaleler
Malpraktis Doktor Hatası Tazminat Davası

Malpraktis Doktor Hatası Tazminat Davası

Malpraktis Doktor Hatası Tazminat Davası Avukatı İzmir Açısından Ne İfade Eder? Malpraktis doktor hatası tazminat davası avukatı İzmir arayışı, tıbbi…